Tutkular ve Çıkarlar

Bu insanlar...

Adam Smith 'in dediği gibi  " yemeğimizi  kasabın, ya da fırıncının yardım severliğinden dolayı değil, onların kendi çıkarlarını gözetmelerinden dolayı elde ederiz. Onların insancıllıklarına değil bencilliklerine sesleniriz ve hiç bir zaman kendi ihtiyaçlarımızdan söz etmez, onların kazançlarından söz ederiz "

Para kazanma ve servet biriktirme arzusu, toplumların büyük şehirler inşa etmesine ve çeşitli iş kollarının oluşmasına vesile olmuştur. Ekmeği bizim yerimize üreten fırınlar bizi zamandan tasarruf ettirdi. Bunun gibi birçok sektör sayesinde kendimizin üretebileceği şeyleri başkalarından satın alarak aceleci bir şekilde yaşamayı icat ettik. 

Peki nedir bu acelecilik ? Yetişmemiz gereken bir yer mi var ? Yüce Allah (C.C.) " dönüş banadır" demiyor mu ? Döneceğimiz yer belli iken nedir bu kaos ? 

Yozlaşmış toplumun gençler üzerinde yaptığı gereksiz putlar nedendir ? 
Servet biriktirme arzusu ile mutluluğumuzu ikinci plana atmanın manası nedir ?

İşin özüne bakacak olursak teknolojide ki gelişme toplumsal gelişmeyi beraberinde getirmedi. Aksine geri götürdü.Her çıkan yenilik bir ihtiyaçmış gibi pazarlandı. Hayatımıza yerleştirildi.
Tabi ki servet sahipleri servetlerini daha çok artırdı ve bizlerde onların pazarı haline geldik.
Başkalarının çıkarlarından söz ettik.Kendi ihtiyaçlarımızdan değil.

Bir de bunu insan ilişkilerine yorumlayalım. 
Bir çok insan, ilişkilerinde kalpten gelerek sevmez. Yada iyilik olsun diye eylemde bulunmaz. Böyle kimseler oldukça fazladır ve çıkarları olduğu için proje üretir.


İnsanlığı harekete geçiren, teknolojinin ve bilimin ilerlemesini sağlayan şey...Tutkular ve Çıkarlar...

Uzun vade de zarar veren şey. Tutkular ve Çıkarlar...


Finansal Piyasalarda Yatırım Yapmamak Yapmaktan Daha Kârlı Olabilir

İşçiler emeği ile para kazanır. 

Zamanınızı , emeğinizi , ömrünüzü harcayarak bir kazanç elde ediyorsunuz. Bazen ihtiyacınız olan şeylerden bile vazgeçiyorsunuz. Gelecek kaygısı birikim yapma isteğini tetikliyor.Ufak ufak biriktirmeye çalışıp finansal piyasalarda , döviz , altın ,hisse senedi gibi yatırım araçları almak istiyorsunuz .Neden ?  kazançları korumak ve hatta üzerine küçükte olsa bir şeyler eklensin , birikimimi büyüteyim diye.

Peki sonra ne oldu ? 

Büyük balıklar küçük birikimi olanların cebindeki paraları çalabilmek için piyasayı manipule ederler. Çeşitli mecralarda felaket tellallığı yaparak panik havası oluştururlar. Bu da insanların ekonomik kararlarının yanlış yönlenmesine neden olur. Küçük yatırımcılar daha fazla zarar etmemek için zararına satışlar yapabilirler. İktisadi faktörler ( arz-talep vb.) geçersiz kalır. Hiçbir bilimsel temele dayanmayan balonlar ortaya çıkar.Teorileriniz tutmaz hale gelir. 
Bile bile zarar etmektense finansal piyasalarda yatırım yapmamak , yapmaktan daha kârlı hale gelir.

Şu an da dünya üzerinde ki kan emici ülkelerin yaptığı olay budur. Küçük yatırımcıların cebindeki paraları al, sermaye birikimini artır. En ilginç olanı da bu düzeni böyle devam ettireceklerini zannetmeleridir. Zalimlerin sonunun ne olacağını hepimiz biliyoruz. Sürekli olarak dünyayı ekonomik krize sürüklediklerini görmeyen yoktur.

Ne yapılabilir ?

Birikimlerinizi koruyun. 
Manipülasyon yapanları dinlemeyin.
Kararlarınızı kendiniz verin.
Başkalarının dediği -mış -miş kelimeleri sadece beklentidir. Siz kendi beklentilerinize odaklanın.
En önemlisi kendinize yatırım yapın...




Modern Kölelik Üzerine

Türk Dil Kurumu'nun internet sitesinde ki köle tanımları şöyledir :

  • Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse, kul, esir.
  • Birinin emri altında bulunan, özgür olmayan kimse.
  • Herhangi bir şeye aşırı derecede bağlı olan kimse

Mevcut yaşantımız da hep karşılaştığımız , yabancı olmayan bir kavram gibi geldi mi ?
Evet diyorsunuz biliyorum.Çünkü bunu yaşıyoruz. Bu yüzyıl da köle olmak için sadece top ve tüfekten oluşan bir savaşta esir düşmemiz gerekmiyor.Savaş cephede değil , sosyal alanda , iş yerlerinde , bankalarda , cüzdanlarda ve ikili ilişkilerimizde yaşanıyor.
Sosyal alanlarda egoist bir üstünlük mücadelesi olarak , iş yerlerinde entrikalarla başa çıkarak , bankalarda kredi yoluyla borçlandırılıp vahşi kapitalist düzenin emri altına girerek , ikili ilişkilerimizde ise erdemli olmayan tavırlara karşı gösterdiğimiz tavırlarda yaşanıyor.


Birbirimize karşı davranış modellerimizi gözden geçirmenin zamanı diye bir şey yoktur.Davranış bir kültürdür ve insan ne ise o dur. 
Nazik ve erdemli davranan insanların zayıf görüldüğü bir çağdayız.İnsanlara karşı güzel davranmak zayıflık değil , bir peygamber sünnetidir.
Birilerinin bu durumu zayıflık olarak görmesi , insan ezmenin kölesi haline gelenlerin kendi vasatlıklarından kaynaklanmaktadır.


Gelelim işin ekonomi ve dünya boyutuna.

Acaba küresel güçler tarafından tutsak alınmışız , kendimizi özgür mü zannediyoruz ?


Sistemin bizi kredi yoluyla borçlandırıp , sonra da o borcu hayatımızla ödediğimiz bir yaşam biçiminden ne kadar mutluluk bekleyebiliriz ?


Dünya nimetlerine bu kadar bağlı, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarken gerçek mutluluğun bu olmadığını ne zaman anlayabiliriz ? 


Para hareketleri ile devletleri ve insanları kendine bağlayan emperyalist güçlere karşı ne zaman dur diyeceğiz ? 


Bu küresel güçlerin verdiği korku psikolojisini ne zaman yenersek.Medya kanallarıyla verdikleri mesajlara ne zaman kulak asmazsak. Kendi iç devrimimizi ne zaman oluşturursak işte o zaman. 




Salcano XRS 040 Test



SALCANO XRS 040 HAKKINDA İNCELEME

BU YAZI DA BİSİKLET HAKKINDA Kİ DENEYİMLERİMİ AKTARACAĞIM

Merhabalar

Kullanmış olduğum XRS 040 ,  2. versiyon üretimdir. Salcano'nun ürettiği kadrolar arasında en beğendiğim kadrolardan biri diyebilirim.Tasarımı İtalyan izleri taşımakta.

Kadro inceltilmiş alüminyumdan oluşmakta. Maşa da alüminyum. 3. versiyon üretime göre daha güven veren bir maşa olduğunu söyleyebilirim.

Vites sistemi Shimano Sora 3500 modeli bulunmakta. Ben arka artırıcıyı 3000 modeli ile değiştirdim orası ayrı mesele.Sora 2*9 lu vites sistemine sahip.
Vites geçişleri yol bisikletine yeni başlayanlar için keyif verici olabilir ama daha tecrübeli iseniz hiç bir şeyin yetmediği gibi sora sistem size zamanla yetmez hale gelecektir.

Aynakol 50-34 ölçülerinde. Kaset 11-25 olunca yokuşlarda oldukça zorlanacağınızın işareti olacaktır diye hissettiğinizi düşünüyorum.Evet bende 11-25 kaset kullanmaktayım ama böyle seviyorum.Yokuşlar biraz zorlasa da gelişim için birebir.

Fren sistemine bakacak olursak üst seviye bir fren sistemi yok. Tektro R312 kaliper fren kullanılmış.
Zaten yol bisikletlerinde fren sistemi durdurmak için değil yavaşlatmak için olduğunu zamanla anlayacaksınız desek yanlış bir şey söylemiş olmayız :)

Sele oldukça sert bir yapıda olduğu için biraz ağır ama daha sağlıklı bir jelli yarış selesi ile değiştirdim.

Jant konusunda idarelik bi jant mevcut. Salcano XPRO Race 36 telli double jant. Bu jantın tellerini özel bir tel ile değiştirdim ve anladım ki fabrika çıkışı gelen jantlar gerçekten esniyormuş.Jant tellerini değiştirdikten sonra daha rijit bir hale geldi. 

Benim kullandığım kadro ölçüsü 57 . Dolayısıyla biraz daha ağır olacak. Pedallar ve aksesuarlar ile birlikte ağırlığı 10 kiloyu geçiyor diyebilirim.


Peki gelelim sürüş ile ilgili neler söyleyebileceğimize.

Bu bisikleti kullanmaktan oldukça keyif aldığımı söyleyebilirim. Dönüşleri ve manevraları oldukça iyi hissettiriyor. Tabi bunda kullandığınız lastiklerinde etkisi var.
Yeni bir bisiklet kullanıcı iseniz size uçtuğunuz hissini verecektir. Zaten yarış bisikletinin etkisi bu. Uçtuğunuzu hissetmeniz.
Başlangıç seviyesi için alınabilecek kategoride olan bir bisiklet olduğunu söyleyebilirim. Size göre olan kadro da kullanmanız halinde çok keyif alacaksınız.

Tabi ki her bisiklet kendi kategorisinde güzeldir. Bu kategorideki bir bisiklet için iyi bir seçim diyebiliriz.


Sağlıcakla kalın...














Merhaba

Merhaba

Ekonomi, felsefe, kültür, bisiklet ve diğer konular hakkında yazılar yazmak isterdim.
Çok uzun süredir yapmak istediğim bir şeydi bu. Artık zamanı gelmişti.


Burada ki  her şey Aşk ile yazılmıştır :)